<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>mehmet ademin Girişleri RSS</title><link><![CDATA[modules/?r=glossary/rss/author/6751]]></link><atom:link href="modules/?r=glossary/rss/author/6751" rel="self" type="application/rss+xml" /><description>mehmet ademin Girişleri RSS</description><lastBuildDate>Tue, 09 Nov 2021 15:42:55 GMT</lastBuildDate><item><title><![CDATA[Lösemi]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1488]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1488]]></guid><description><![CDATA[<p>Kronik Miyeloid Lösemi"Erişkin bir hastada çok büyük bir dalak ciddi bir kan hastalığına işaret edebilir. Bu hastalıklardan biri de genellikle yavaş seyirli bir lösemi türü olan KML (Kronik Miyeloid Lösemi) dir"Lösemi Nedir?Lösemi; lökosit dediğimiz, kemik iliğinde yapılan beyaz kan hücrelerinin kanseridir. Löseminin akut ve kronik olmak üzere iki tipi vardır. Akut lösemiler; birden ortaya çıkan, hızla ilerleyen ve hastayı düşkün bırakan lösemiler olup, akut lenfoblastik ve akut miyeloblastik olmak üzere iki ana tipten oluşmaktadır. Kronik lösemiler ise, daha yavaş seyirli olan, hastayı genellikle birden kötüleştirmeyen lösemilerdir. Kronik miyeloid (miyelositik) ve kronik lenfositik lösemi olmak üzere iki ana tipi içermektedir. Akut lösemilerde kanda lökosit sayısı düşük, normal, yüksek olabilirken, kronik lösemilerde kanda lökosit sayısı artmıştır. Löseminin hangi tip olduğu, hastanın muayenesinin yanı sıra, kan ve kemik iliğindeki hücrelerin bazı özel boyalar ile boyanması ve mikroskop altında incelenmesi ve daha ileri laboratuar incelemelerinin yapılmasıyla hematologlar tarafından konur. Her lösemi tipinin kendine özgü birçok alt tipi ve tedavi şekli vardır.Kronik Miyeloid Lösemi Nedir?Lökositler granülosit, lenfosit ve monosit denilen hücrelerden oluşur. Kronik miyeloid lösemi, granülositlerin kanseridir ve bu hastalıkta granülositlerin sayısı artar. Granülositlerin yanı sıra trombosit dediğimiz, kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücreler de kanda artabilir. Hastalık KML diye kısaltılarak da ifade edilir. Kronik miyeloid lösemi (KML) her yaşta görülebilir ancak en sık 40 - 50 yaşları arasında ortaya çıkar. Çocuklarda nadir görülür. KML, kuşaktan kuşağa geçen kalıtsal bir hastalık değildir.  Her 100 lösemili hastanın 20-30’u kronik miyeloid lösemidir. KML erkeklerde kadınlara göre biraz daha sık görülür. Kan hücreleri kemik iliğinde olgunlaştıktan sonra kana geçerler. Kemik iliğinde olgunlaşmakta olan hücreler  öncül hücreler olarak adlandırılır.KML hastalarında yet... <a href="https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1488">Devamını oku</a></p>]]></description><pubDate>Tue, 09 Nov 2021 15:42:55 GMT</pubDate></item><item><title><![CDATA[Akciğer oskültasyon odakları]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1463]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1463]]></guid><description><![CDATA[<p>Solunum Sesleri;Solunan havanın, göğüs duvarı trakea ve boronşlara çarpması ve türbulansı ile oluşturduğu seslerdir. Solunum seslei dinlenirken trakeal sesler, bronşiyal sesler, bronkoveziküler ve veziküler sesler dinlenmelidir. Normal solunum sesinde inspirasyon süresi ekspirasyon süresinden daha uzundur. Veziküler ses için kabaca, 1 inspirasyon sesi uzunluğu 3 ekspirasyon sesi uzunluğuna eşittir. Ayrıca inspirasyon sesleri ekspirasyon seslerinden daha şiddetlidir. trakeal ses trakea hattının, bronşial ses ise bronşların bulunduğu bölgelerin dinlenmesi ile duyulabilirken, vesiküler sesler akciğerlerin büyük bölümünden duyulabilir. plevral boşlukta hava veya sıvı olduğu durumlarda, atelektazi, obstrüktif durumlarda ve restriktif akciğer hastalıklarında (pnomoni, fibrozis v.b.) veziküler seslerler azalır.</p>]]></description><pubDate>Tue, 02 Nov 2021 14:17:08 GMT</pubDate></item><item><title><![CDATA[Lazarus etkisi - lazarus refleksi]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1034]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1034]]></guid><description><![CDATA[<p>Ölümden sonra dirilmek mümkün müdür ? işte burada belki de dünyanın en bilindik dini hikayelerinden olan isa'nın lazarus'u öldükten 4 gün sonra yeniden diriltmesidir. ismini isa'nın dirilttiği iddia edilen (muhtemelen bu refleksi dirilme sanmışlardır)aziz lazarustan alan, beyin ölümü gerçekleşmesine rağmen omuriliğin beyinden bağımsız verdiği tepkilerden birini vermesidir.Lazarus etkisi ya da Lazarus refleksi beyin ölümü gerçekleşmiş hastalarda meydana gelen reflekslerdir. bu refleks sarılır gibi kollarını kaldırıp çapraz şekilde bağlama şeklinde görülür (mısır mumyaları pozisyonunda).Bu fenomen adını İncilde geçen Lazarus'tan alır, Yuhanna İncili'nde İsa'nın Lazarus'u ölüyken dirilttiğinden bahsetmektedir.Lazarus belirtisi diz kapağı refleksi gibi, refleks yayı'nın aracılık ettiği reflekslere bir örnektir, sinirsel iletim beyine uğramadan omurga aracılığıyla gerçekleşir. Bunun bir sonucu olarak beyin ölümü gerçekleşmiş ancak diğer organları yaşam destek ünitesine bağlı hastalarda hareket mümkün kılınır, beyin aktivitesi testleri yapabilmek için istemsiz hareketler kompleksinin önüne geçilir.Bu ve buna benzer hareketlerin farkında olmak beyin ölümünün gerçekleşmesi ve bu konuda yanlış teşhislerin önüne geçmede daha doğru kararlar verileceği, nörolojistler tarafından öne sürülmüştürRefleks genellikle hastanın kollarının hafif titreme hareketleri öncesinde ya da kollar ve gövde üzerindeki görünümü öncesinde meydana gelir. Önce dirsekler sternum üzerinde kaldırılır ve sonra kollar esnemeye başlar. Genellikle boyun ve çeneye dokunma ya da kolları çapraz şekilde bağlama tarzında olur. Bu eylemlerle beraber kısa nefes vermeler de gözlemlenebilir..Fenomen, beyin ölümü gerçekleşmiş hastalardan solunum cihazının çıkarılmasından birkaç dakika sonra görülmüştür. aynı zamanda apne testi sırasında da görülmüştür – Bu, akciğer ve dış solunum kaslarının süspansiyon ve hareketinden dolayı olur- Bu tarz belirtiler Amerikan Nöroloji Akademisi tarafından beyin ölümünün bir göstergesi ... <a href="https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1034">Devamını oku</a></p>]]></description><pubDate>Mon, 01 Feb 2021 19:03:47 GMT</pubDate></item><item><title><![CDATA[AKTİF TRANSPORT]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=890]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=890]]></guid><description><![CDATA[<p>Aktif taşıma nedir, ne amaçla ve nasıl yapılır? Aktif taşımanın özellikleri, amacı, meydana gelmesi hakkında bilgi.AKTİF TAŞIMA : Hücre içinde çok bulunan küçük moleküllü bir maddenin hücrenin dışına çıkması beklenir. Ancak bu madde hücre için gerekli ise dışarı verilmediği gibi, dışarıdakiler de hücrenin içine alınır. Ancak maddeler hücre içine alınabildiği gibi, hücre dışına da çıkarılabilir.Hücre zarı bu geçişme sırasında enerji (ATP) harcar. Hücre zarı küçük moleküllü maddelerin geçişi sırasında ATP harcıyorsa buna aktif taşıma denir. Bir hücrenin aktif taşıma yaptığı, hücre zarından kolaylıkla geçebilen bir maddenin hücre içindeki konsantrasyonun dış ortamdakinden çok ya da az olmasından anlaşılır.Hücre içindeki ve dışındaki madde konsantrasyonları arasındaki farklılığın sürmesi hücrenin canlılığını sürdürmesi bakımından çok önemlidir. Maddelerin hareketini denetleme yeteneği, hücrelere büyük yararlar sağlar. Günümüzde yaşayan bütün organizmalar ve bunların bütün hücreleri aktif taşıma yapabilir.AKTİF TAŞIMA NASIL YAPILIYOR?Aktif taşımanın nasıl yapıldığı bu güne kadar tam olarak anlaşılamamıştır. Ancak, aktif taşımanın nasıl olabileceğini açıklamaya çalışan bazı görüşler ileri sürülmüştür. Bu görüşlere göre; aktif taşıma sırasında taşıyıcılar, enzimler ve ATP iş görmektedir.Taşıyıcı, hücre içine taşınması gereken madde ile hücre zarının dış yüzeyinde birleşir. Taşıyıcı, birleştiği madde ile birlikte hücre zarının iç yüzeyine gelir ve taşıdığı maddeyi hücre zarının içine, yani sitoplazmaya bırakır. Sonra da yeniden iş görmek için hücre zarının dış yüzeyine hareket eder. Bu olay hücre dışında taşınacak madde bitinceye değin devam eder. Aktif taşıma yukarıda anlatılanların tersi biçimde de gerçekleşebilir. Yani hücre içinde az bulunan bir madde hücre dışına da iletilebilir.Aktif taşıma sırasında görev yapan taşıyıcıların protein, lipoprotein (yağ ve protein) ve fosfolipid (fosfat ve yağ) yapıda olduğuna inanılmaktadır. Ayrıca taşınan her madde için “ayrı bir taşı... <a href="https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=890">Devamını oku</a></p>]]></description><pubDate>Sun, 20 Dec 2020 19:40:13 GMT</pubDate></item></channel></rss>