<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>ismail tosunin Girişleri RSS</title><link><![CDATA[modules/?r=glossary/rss/author/1762]]></link><atom:link href="modules/?r=glossary/rss/author/1762" rel="self" type="application/rss+xml" /><description>ismail tosunin Girişleri RSS</description><lastBuildDate>Tue, 10 Jan 2023 12:55:53 GMT</lastBuildDate><item><title><![CDATA[AĞUSTOS BÖCEĞİ]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=4206]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=4206]]></guid><description><![CDATA[<p>AĞUSTOS BÖCEĞİNE HEP HAKSIZLIK ETMİŞİZ..Ağustos Böceği, yumurtasını ağacın taze dalı içine bırakır...Ağaç dalı içinde bir kurtçuk olarak dünyaya gelen Ağustos Böceği, dört hafta boyunca ağaç dalının özsuyunu içerek beslenir...Çok kuvvetli bir çift ön ayağa sahip olan ve gagaya benzer güçlü ağızını kullanan Ağustos Böceği, dalda bir yarık açarak ağaçtan dışarı çıkar ve toprağa düşer...Bu başladığı zorlu hayatın başlangıcıdır...Sonrasında toprağı kazan Ağustos Böceği, dibine ulaştığı ağacın köklerine ulaşır ve köklerin özsularını içerek beslenir. Sonra da, durmadan bıkmadan ve yorulmadan açtığı tünellerle diğer köklere ulaşır ve böylece tam 17 yıl geçer...Karanlıkta geçen tam 17 yıl ve büyük bir azim, sabır örneği bir yaşam...Olgunlaşıp büyüyen Ağustos Böceği için yeryüzüne çıkma zamanı gelmiştir... Güneşe duyduğu özlemi onu yeryüzüne çeker...Kabuğu kalınlaşmış ve uçmayı bilmeyen ama hazır bir çift kanatla Ağustos ayında toprağın üstüne çıkar.Bir kaç gün güneşin altında sabırla bekler ve üzerindeki sert kabuk yırtılır...Solunum yolu üstündeki sert iki kabuk ve kabuk üzerindeki ince bir zar, bu zara bağlı kaslar onun sesi soluğu olur...Vücudundaki bu kasları saniyede 500 kez hareket ettirerek 17 yıllık sessizliğini bozarak sesini bütün dünyaya duyurur…Ama onun yeryüzünde 4 haftalık ömrü kalmıştır...Bu zorlu ve mücadele dolu hayatın 17 yılı toprak altında geçerken yeryüzünde sadece 4 hafta yaşayabilen erkek Ağustos Böceğinin, ömrünün son deminde kendisine bir eş bulması gerekmektedir.Bunu da sesiyle ve şarkısıyla başarır.Bu kısa süren aile hayatından sonra dişi Ağustos Böceğine, neslinin devamı için tohumlarını bırakır.Eylül ayı gelince de hayata veda eder.Yani Ağustos böceği hiçbir zaman kışı göremeyecektir.17 yıl boyunca verdiği mücadele kısacık bir 4 hafta içindir...Uzun lafın kısası hoşçakal Ağustos... <a href="https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=4206">Devamını oku</a></p>]]></description><pubDate>Tue, 10 Jan 2023 12:55:53 GMT</pubDate></item><item><title><![CDATA[İSHAK PAŞA SARAYI.]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=4205]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=4205]]></guid><description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ikinci büyük sarayı ve Dünyanın ilk kaloriferli binası, İSHAK PAŞA SARAYI.Türk mimarisinin en güzel örneklerinden, bir sanat şaheseri olan İshak Paşa Sarayı, dünyanın ilk kalorifer tesisatı döşenen sarayıdır… Sarayın ayrıca su ve kanalizasyon sistemi de bulunuyor. 18. yüzyıl Osmanlı Mimarisi’nin en belirgin ve seçkin örneklerinden olduğu kadar, sanat tarihi yönünden de değeri büyük. Birleşmiş Milletler’in dünyada güneşin doğuşu ve batışının en güzel izlendiği yerler listesinde de yer alıyor.Rivayete göre, İshak Paşa, Ağrı Dağı’nın kudretinden ve büyüklüğünden nefret edermiş. Ağrı’da kendinden daha büyük bir şey olmadığına inandığı için yaptırdığı sarayın pencerelerini de Ağrı Dağı’na bakmayacak şekilde tasarlatmış. Ağrı Dağı’nın yakınında, Doğubeyazıt’ın beş kilometre uzağında, sarp kayalar üzerine kurulmuş olan İshak Paşa Sarayı; Fars, Selçuklu ve Osmanlı Mimarisi’nin özelliklerini birleştiren bir yapıdır.İstanbul Topkapı Sarayı’ndan sonra son devirde yapılmış sarayların en ünlüsü ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Lale Devri’ndeki son büyük anıt yapısıdır.7.600 metrekarelik alan üzerine kurulu sarayın inşası 99 yıl sürmüştür.Kartal yuvasını andıran 116 odalı bu saray aslında türbesi, cami, surları, iç ve dış avluları, divan ve harem salonları, koğuşları ile İshak Paşa Sarayı, saraydan öte bir külliyedir. Eskiden sarayın olduğu yer, sarayın tam ortada bulunduğu bir yerleşim merkeziydi. Ova tarafında evler, diğer yanlarda camiler, mezarlık ve diğer yapılar vardı. Fakat bu yapıların hepsi yıkılmıştır. Saray son yıllarda yapılan tamirat ile tamamen yıkılmaktan kurtarılmıştır.Dış avludan iç avluya kemerli tak şeklinde büyük bir kapıdan giriliyor.Kesme taştan yapılmış yapıda, geometrik motifler taşlara nakşedilmiş…Hamam sisteminden esinlenmiş bir kalorifer sistemiSarayı sanat tarihi açısından değerlendiren ilk kişi, bir dönem Robert Kolej’de sanat ve mimarlık tarihi dersleri veren İngiliz akademisyen Godfrey Goodwin… Saray ile Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası arası... <a href="https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=4205">Devamını oku</a></p>]]></description><pubDate>Tue, 10 Jan 2023 12:54:24 GMT</pubDate></item><item><title><![CDATA[SU TERAPİSİ........]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=4196]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=4196]]></guid><description><![CDATA[<p>Su içmek kimi insanların aklına bile gelmez ama o kadar faydası var ki okudukça şaşıracaksınız…Japonların uyanır uyanmaz ilk iş olarak su içme alışkanlıkları olduğunu biliyor muydunuz?Çok eski tarihlere dayanan Japon Su Terapisi pek çok hastalığı iyileştirmede kullanılıyor. Su içmenin faydaları üzerine yapılan ve literatüre geçen araştırmalar da her geçen gün artmakta.Japon Su Terapisi gastrit, diyabet, hiper tansiyon, astım, kabızlık, ishal, göz hastalıkları, hemoroid, bronşit, tüberküloz, kalp problemleri, epilepsi, kulak burun boğaz hastalıkları, artirit, kanser, adet düzensizlikleri, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkları gibi oldukça ciddi ve yaygın hastalıkla mücadelede kullanılan doğal bir yöntemdir.Boş mideyle su içmeye dayanan Japon Su Terapisi sabah ilk iş olarak yapılmalıdır. Dişinizi fırçalamadan önce 640 ml (yaklaşık 4 bardak) su için. Suyun florid içermemesine dikkat edin. Dişinizi fırçalayıp ağzınızı temizleyin ama 45 dakika boyunca hiçbir şey yemeyin. Her zamanki gibi kahvaltınızı yapın. Kahvaltıdan sonra 2 saat boyunca hiçbir şey yemeyin. Orijinal Japon geleneklerine göre su hafif sıcak olmalıdır, ne soğuk ne de oda sıcaklığında olmamalıdır. Uzak doğuda insanlar yemek sırasında asla soğuk su içmezler. Onun yerine sıcak çay önerilir.– Hipertansiyon için 30 gün,– Diyabet için 30 gün,– Gastrit için 10 gün,– Kabızlık için 10 gün,– Tüberküloz için 90 gün,– Kanser için 180 günArtrit sorunu olan kişiler bu terapiyi ilk hafta sadece üç gün yapmalı ve sonra da günlük uygulamaya geçmelidir. Eğer sabah uyanır uyanmaz bu kadar büyük miktarda su içmekte zorlanıyorsanız bir – iki bardakla başlayıp zaman içinde 4 bardağa çıkarabilirsiniz. Böbreklerimiz saatte 800 ml ile 1000 ml suyu süzebilir. Bu nedenle bir seferde 4 bardaktan fazla su içilmesi de zamanla böbreklere zarar verebilir.Japonya’da oldukça saygın bir yere sahip olan ve yaygın bir şekilde uygulanan Japon Su Terapisi’nin bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur ve günlük rutininize dahil ettiğinizde genel... <a href="https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=4196">Devamını oku</a></p>]]></description><pubDate>Fri, 30 Dec 2022 06:16:08 GMT</pubDate></item><item><title><![CDATA[• “ Dağlar Kızı Reyhan' malvarlığını bağışladı! “]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=4195]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=4195]]></guid><description><![CDATA[<p>'Dağlar Kızı Reyhan’ şarkısıyla ünlenen ve müzik yaşamını 1984 yılında bırakarak Muğla’nın Bodrum İlçesi’ne yerleşen sanatçı Zaliha, 4 milyon lira tutarındaki mal varlığını Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Bodrum Şubesi’ne bağışladı. Bodrum’da kız öğrenciler için yurt yapılması çalışmalarına başlayan Zaliha, "Şimdiye kadar çok çocuk okuttum. Kefenimi alıp gideceğim. Bugüne kadarki birikimlerimin emin ellerde ve eğitim için değerlendirileceğine inandığım için neyim varsa ÇYDD’ne bağışladım" dedi.1984 yılında 42 yaşındayken, sanatının zirvesinde sahneleri bırakarak Muğla’nın Bodrum İlçesi’ne Bitez Beldesi’ne yerleşen, eşi ölen, çocuğu da bulunmayan şimdi 70 yaşında olan Zaliha Özgen, apart otel işletmeye ve kaptanlık yapmaya başladı. Zaliha Özgen, sanat yaşamı süresinde ve turizmden kazanarak elde ettiği Bitez ve Bodrum’un Kumbahçe sitesindeki 3 lüks villasını, Bitez’deki 40 yataklı Zaliha Apart Oteli ve Gürece Köyü’ndeki deniz manzaralı 5 dönümlük arazisini eğitim amaçlı kullanılmak üzere ÇYDD Bodrum Şubesi’ne bağışladı. Zaliha, Şube Başkanı Meral Saraçbaşı’na noterden imzalı 4 milyon lira değerindeki bağış belgesini verdi.Gayrimenkullerinin ilk kez görüntülenmesine izin veren sanatçı Zaliha şunları anlattı:"Bugüne kadar sayısız çocuk okuttum. Onlarca çocuğum oldu. Onların eğitildiğini belirli bir seviyeye geldiğini görmek, paylaştıkça paylaşmanın mutluluğunu yaşamak benim için en büyük yaşam sevinci. Türkiye’de özellikle kız çocukları arasında eğitime ihtiyacı olan sayısız evladımız var. Onlara elimden geldiğince, nefesim yettiğince sahip çıkmaya devam edeceğim. Bodrum’un köylerini dolaşıp ihtiyacı olan çocukları okutmayı sürdürüyorum. Bodrum’daki yüksek okul ve liselerde okumak isteyen çocuklarımızın ihtiyacı olan yurdu da en kısa zamanda yaptıracağım. 70 yaşına geldim, yarın ne olacağı belli değil. Kefenimi alıp gideceğim. Bu nedenle gözümün arkada kalmaması için, bugüne kadarki birikimlerimin emin ellerde ve eğitim için değerlendirileceğine inandığım için ... <a href="https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=4195">Devamını oku</a></p>]]></description><pubDate>Fri, 30 Dec 2022 06:13:51 GMT</pubDate></item><item><title><![CDATA[Keops piramidi]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=3779]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=3779]]></guid><description><![CDATA[<p>Biliyor muydunuz?Kahire'de bulunan " Keops piramidi " nin12 ton ağırlığında iki buçuk milyon bloktan oluştuğunu, günde on blok yerleştirilmesi halinde yapımının 664 yıl süreceğini, Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya böldüğünü ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam ortasında bulunduğunu, Yüksekliğinin (164 mt) bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız arasındaki uzaklığını verdiğini, taban alanının, yüksekliğinin iki katına bölünmesinin pi sayısını verdiğini..Piramitlerin içerisinde "ultrasound", radar,sonar gibi cihazların çalışmadığını,kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulunduğunu, piramidin içerisinde sütün birkaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt haline geldiğini, bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini, çöp bidonu içindeki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştığını, Kesik, yanık, sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk iyileştiğini,Piramidin içinin yazın soğuk, kışın sıcak olduğunu,Piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girdiğini ve bu günlerin doğduğu ve tahta çıktığı günler olduğunu, biliyor muydunuz? ... <a href="https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=3779">Devamını oku</a></p>]]></description><pubDate>Tue, 19 Jul 2022 10:48:51 GMT</pubDate></item><item><title><![CDATA[Safiye Ali]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=3211]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=3211]]></guid><description><![CDATA[<p>“Çöpten çıkarıp geceleri yediğim ekmek hiç ağrıma gitmiyor. Ülkemde tıp fakültesi varken buralarda olmam daha çok ağrıma gidiyor.”1891 yılında İstanbul’da dünyaya gözlerini açar. 6 kişilik ailenin en küçük ve en zeki kız çocuğudur.Amerikan Kız Kolejinde okurken Balkan savaşından getirilen yaralıları tedavi eder.Lise bitince doktor olmaya karar verir. Fakat hangi kapıyı çalsa ‘’Tıp Fakültesine kadın öğrenci alamayız’’ sözüyle karşılaşır.Kafaya koymuştur bir kere doktor olacaktır. Maddi imkansızlıklara rağmen Almanya’ya Tıp okumaya gider.Açlık ve sefaletin en dibini görür. “Ne olursa olsun ülkeme doktor olarak döneceğim.’’ der ve okulunu derece ile bitirip ülkesine doktor olarak döner.Cağaloğlu’nda ilk muayenehanesini açar fakat kadın olduğu için ilk zamanlar kimse gelmez. Halbuki kadın ve çocuk hastalıkları doktorudur.Aşağılamalara, dışlamalara ve hakaretlere aldırmadan, pes etmeden devam eder.Fakir ailelerin kadınlarını ve çocuklarını evlerinde ücretsiz tedavi eder.Eline geçen ilk parayla süt ve bakım evi açar. Hasta ve zayıf çocuklar için Hilal-i Ahmer muayenehanesini kurar. Direnerek, kadınların tıp fakültesine alınmalarını sağlar.Ülkenin tıp eğitimi veren ilk kadını olur. Vücudu kendisinden önce pes eder; kansere yakalanır.Almanya’ya gönderilir. Almanya’da tıp eğitimi aldığı hastanede ılık bir bahar günü hayata gözlerini yumarken şu sözleri söyler; Kadınlar size emanet…Bu yüce kadın Safiye Ali’dir...... <a href="https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=3211">Devamını oku</a></p>]]></description><pubDate>Tue, 12 Apr 2022 05:58:08 GMT</pubDate></item><item><title><![CDATA[~ONUNCU KÖY~]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=2225]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=2225]]></guid><description><![CDATA[<p>~ONUNCU KÖY~
Sekiz ayı karla kaplı olan sapa bir köye çıkmıştı Kemal beyin tayini.Şehir hayatını bırakıp o köye gitmesinin tek sebebi ise, tayin olduğu halde rapor alıp aylardır gitmediği o köyden kendisine gelen bir zarf olmuştu... Küçük bir bez parçasına sarılı sapsarı toprağı gördüğünde okadar şaşırmıştı ki Kemal bey... Sonra küçük bir kağıda pek çok yerde harf hatasıyla yazılmış,
-"Okuma yazmayı anamdan öğrenebildiğim kadarıyla yazıyorum.Daha öncede birçok öğretmen gelecek dediler köyümüze. Ama gelmedi. Muhtarın getirdiği kağıttan aldım adresini... O toprağa iyi bak öğretmenim. Sen gelmezsen onuncu köy o sarı toprak gibi verimsiz kalacak...Yollarını gözleyen, seni görmeden seven öğrencin Menekşe... - "Yazıyordu kağıtta... Bir ateş düştü Kemal beyin yüreğine.Gencecik çiçeği burnunda bir öğretmendi...
Gece yarısı daha fazla duramadı. Anne babasını arayıp kararını verdiğini söyledi... Bavulunu hazırlayıp hemen otagara gitti... Elinde sıkı sıkıya tuttuğu o küçük mektuba damlayan gözyaşlarının mürekkebi dağıtması, o zamana kadar o köye gitmemesinin pişmanlığını yaşatıyordu Kemal bey'e... On iki saatlik yorucu yolcuğun ardından tayin olduğu şehre varmış, sonrasında ise ilçesine kadar gidip,oradanda eski bir minübüsle ilk köye ulaşabilmişti... Üçüncü sırada olan Karaçalılık köyüne kadar bir köylü tarafından traktörle gitmiş,sonrasında ise yürüyerek yola devam edebileceği söylenince bavulunu sırtlanıp yola koyulmuştu...
Tam yedi saat sırasıyla sora sora tüm köyleri aştı... Yedinci köy olan Ermişli'den sonra karlı bir arazi uzayıp gidiyordu önünde... Çorapları su içinde kalmış halde yolu dahi olmayan dik köy yolunda ilerlemeye çalışmıştı... Akşam üzeri saat sekizde dizlerinin bağı çözülmüşcesine, elli haneli teknolojiden en hat safhada yoksun köye ulaştığında, tepe taraftan bir çocuğun bağırdığını duyduğunda hayretle o tarafa bakmıştı... Çocuk defalarca karların üzerinde yuvarlanmıştı Kemal beyin yanına inene kadar...
-"Biliyordum... Geleceğini biliyordum-" diyede bağırı... <a href="https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=2225">Devamını oku</a></p>]]></description><pubDate>Wed, 02 Feb 2022 11:57:39 GMT</pubDate></item><item><title><![CDATA[ZORLU AMELİYAT…]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1703]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1703]]></guid><description><![CDATA[<p>ZORLU AMELİYAT…1987 yılına ait, tıp tarihinin belki de en çarpıcı fotoğraflardan biri!1987’de Polonya’da 23 saat süren bir kalp naklinin hemen sonrası...Ameliyattan sonra tamamen tükenmiş, hastasının kalbini ekranda izleyen bir profesör.Arka köşede, ameliyat sonrası yorgunluktan uyuyakalan bir asistan...Ameliyatın gerçekleştiği ağır şartlar fotoğrafta açıkça görülüyor...Masada yatan hasta, Profesör Religa'nın 19. hastası ve Polonya'da kalp nakli yapıldıktan sonra en uzun yaşayan kişi..Cerrah, hastasını son bir kez daha kontrol ediyor.Bu hasta kalp naklinden sonra tam 30 yıl yaşamış ve 2017’de vefat etmiş. Profesör ise, 2010’da hayatını kaybetmiş...Fotoğraf, National Geographic tarafından, tarihin en önemli 100 fotoğrafı listesine dâhil edildi.Doktorluk kutsal meslektirBilime ve doktorlara her zaman saygı duyalım.Hayatta hiçbir şey ölümden daha ciddi ve önemli değil. ... <a href="https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1703">Devamını oku</a></p>]]></description><pubDate>Mon, 10 Jan 2022 07:12:30 GMT</pubDate></item><item><title><![CDATA[Dr. Tevfik Rüştü Aras:]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1638]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1638]]></guid><description><![CDATA[<p>Dr. Tevfik Rüştü Aras:“1938’in yılbaşı akşamı Köşk’e beni çağırmıştı. Hemen gittim. Kendisini, Köşk’ün yukarı katında, kitaplığa bitişik açık salonda buldum. İlk sözü ‘Bu akşam bir tarafa çıkmayacağım. Sen de suare görmekten bıkmışsındır. Yılbaşını burada birlikte geçiririz, olmaz mı?’ demek oldu. ‘Büyük sevinçle,’ karşılığını verdim.Bir hayli süre, geçen yılın olaylarından ve gelecek yılın işlerinden konuştuk. İsmail Hakkı Kavalalı’nın (Atatürk’ün Harbiye’den arkadaşı) gelmesi üzerine konuşma günün haberlerine, havaya ve suya dönüştü. Bu alanda konu daha genişleyince onun elbise ve çamaşır dolaplarını hep birlikte görmeye gittik, elbiselerinden, gömleklerinden ve kravatlarından bize dağıtıyordu. Bu nedenle hatırıma gelen bir fikri söylemekten kendimi alamadım ve dedim ki: ‘Paşam, mendillerinize, potinlerinize varıncaya kadar bize vermekten hoşlanıyorsunuz; ne olurdu bir ay önce düşünseydik de yeni bir yıl için bütün giyeceklerinizi yeniden ısmarlasaydık ve bu gece başka arkadaşları da çağırarak elbiselerinizi, çamaşırlarınızı ve gömleklerinizi aramızda kapışsaydık ne kadar çok eğlenirdik. Hepimiz de her birimiz de bu yılbaşı gecesinin anısı olarak sizden bir şeyi üzerimizde taşırdık ve siz de yarın hep yeni giymiş olurdunuz.’Bunun üzerine: ‘A doktor, bunu niçin daha evvel düşünüp söylemedin?’ diye hayıflanınca, ‘Zararı yok, gelecek yıl böyle yaparız,’ yanıtını verdim. Atatürk olumlu veya olumsuz bir şey söylemedi. Bir süre düşünür durum aldıktan sonra: ‘Bakalım gelecek yıla yaşayacak mıyım?’ sözleri ağzından dökülüverdi.Birdenbire her üçümüzü de derin bir sessizlik kapladı. Atatürk, ölümün yaklaştığını içinde duymuştu. Bizim içimize de bu zehirli kuşku düşmüştü. Yine Atatürk bizden önce kendini toplayarak ‘Yılbaşı gecesi acıklı şeyler düşünmeyelim ve konuşmayalım,’ dedi. Yaz gömleklerini ayırıp bana seslenerek, ‘Bunlardan da al, yazın Yalova’da yine hep birlikte oluruz, işine yarar,’ özendirmesiyle hem gömleklerinden almamı istiyor hem de üstümüze çöken üzüntülü du... <a href="https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1638">Devamını oku</a></p>]]></description><pubDate>Wed, 05 Jan 2022 12:38:23 GMT</pubDate></item><item><title><![CDATA[TAVLA'NIN HİKAYESİ...]]></title><link><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1621]]></link><guid><![CDATA[https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1621]]></guid><description><![CDATA[<p>Hintli bir alim “satrancı” icat edip Hint Padişah'ına verdikten sonra,Padişah onu İran Padişah'ı Nuşirevan Hüsrev’e gönderir ve buna benzer bir oyun icat edebilir misiniz? diye sorar...Nüşirevan alim ve bilge Veziri Büzricimhir'e konuyla ilgili destur verir...Büzricimhir o güzel oyun olan tavlayı icat eder…Tavlanın felsefesini ve sembollerini ise şöyle anlatır...- Taşların (pulların) 30 adet sayısı: günlerin 30 olmasını,- Pulların renginin siyah beyaz olması: gece ve gündüzü,-Tavlanın 4 kısımlı olması: 4 mevsimi,-5 el oyun olması: 5 vakitte gece gündüzü,- İki taraftan da yuvaların 12 adet olması: 12 ayı,-Tavlanın tamamı: Dünyayı,- Oynanan yeri: Gökyüzünü,- Zar: şans ve baht yıldızını,- Zarların atılışı: günlerin dönüşümünü,-Taşların (pulların) hareketleri: insanların hareketliliğini ve yaşamı,- Oyunun sonu: insanların ölümünü ifade eder...Zar sayısına gelince:- Tek olan Allah’a inanç,- Gökyüzü ve yeryüzü,- Güzel söz, güzel konuşma, güzel davranış,- Kuzey, güney, batı, doğu,- Güneş, Ay, Yıldız, Ateş, Yıldırım,- Yaratılışın 6 günüdür... ... <a href="https://doktor.hekim.net/page.php?i=view-glossary&id=1621">Devamını oku</a></p>]]></description><pubDate>Mon, 03 Jan 2022 13:45:21 GMT</pubDate></item></channel></rss>